KARACİĞER CERRAHİSİ VE NAKLİ

KARACİĞER NAKLİ ALICI BİLGİLENDİRME REHBERİ

ANATOMİ

Karaciğerimiz ağırlık olarak vücudumuzdaki en büyük organdır. Yaklaşık vücut ağırlığımızın 1/50’si (%2) kadardır. 70 kg erişkinde 1500 gr civarındadır. Karnımızın sağ üst tarafında, alt kaburgaların arkasında ve akciğerlerin aşağısındadır. Midenin sağında ve safra kesesi ve barsakların üzerinde yer alır. Diafragma adlı kas akciğerler ve karaciğeri (göğüs ve karın boşlukları) ayırır.

Karaciğerin asıl görevi kan yoluyla aldığı besin maddelerini işlemek olduğu için, yapısının kanı muhafaza etmeye uygun olması gereklidir. Bu nedenle süngerimsi bir yapıya sahiptir. İnsan vücudundaki toplam kanın yaklaşık bir litresi her zaman karaciğer tarafından emilmiş durumdadır. En çok kanlanan organımızdır. İki ayrı besleyici damarı vardır; hepatik arter (atardamar) aortadan oksijeni bol kanı getirirken, portal ven (toplardamar) barsaklardan, pankreas ve dalaktan toplanan besin değeri yüksek kanı karaciğere taşır. Bu damarlar karaciğer içinde sinuzoid adı verilen küçük kapiller damarlara ayrılır ve lobul adı verilen fonksiyonel üniteyi oluşturur. Lobuller içinde hepatosit adı verilen karaciğer hücreleri bulunur.

FONKSİYONLARI

Karaciğerimiz insan vücudunun fabrikası olarak nitelenebilir, çünkü vücudun genel düzeni ve metabolizma ile ilgili yüzlerce fonksiyona sahiptir. Karaciğer, aldığımız besinleri vücudumuz için gerekli yapı taşları ve fonksiyonel maddelere dönüştürür. Bunu yaparken, sindirim sisteminden gelen besinlerden zengin kanın içindeki karmaşık molekülleri parçalayarak kullanılabilir veya depolanabilir moleküller haline getirir. Daha sonra faydalı olanları tekrar kan yoluyla diğer hücrelere gönderir. Zararlı olanları ise, birkaç işlemden geçirerek vücuttan atılmalarını (detoksifikasyon) sağlar.

Karaciğerimiz;

- Yağ, protein ve şeker metabolizmalarını düzenler.
- Karbonhidrat (şeker) metabolizmasında çok önemli görevleri vardır. Tüm hücrelerin çalışmasında ana besin maddesi olan glukozun gerektiğinde sentezini, depolanmasını ve kana salınmasını sağlar. Aminoasitler, laktat ve gliserolden glukoz yapımı (glukoneogenez) yanı sıra glukoz fazlasının depolanmasını (glikojenozis) ve gerektiğinde bunun yıkılıp kana salınmasını (glikojenolizis) sağlar
- Besinlerle alınan galaktoz, fruktoz gibi şekerleri glukoza dönüştürür.
- Yağların yıkılmasını ve trigliserit oluşumunu sağlar, lipoproteinler karaciğerde sentezlenir.
- Kolesterol sentezi karaciğerde yapılır.
- Aminoasitlerin büyük kısmı karaciğerde yapılır.
- Kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörleri sentezler. Herhangi bir yerimiz kesildiğinde kanamanın kendiliğinden durması mümkün olur.
- Albumin sentezini yapar
- Kandaki amonyağı üreye çevirerek temizler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri (A ve D vit) yapar. A,D,E,K vitaminlerinin (yağda eriyen vitaminler) depolanmasını sağlar
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
- Vücutta bulunan zehirli maddeleri ve toksinleri (alkol, ilaç ve toksik maddeler) vücuttan atılmasına ve arınmasına yardımcı olur.
- Alyuvar yıkımında rol alır, yaşlı olan alyuvar hücrelerini yıkar, bunların yıkım ürünü olan bilirubini kandan uzaklaştırır.
- Günlük olarak 1 litre kadar safra salgılamak ile görevlidir safra salgısı karaciğerden sonra safra kesesine ve oradan da ince barsağa doğru yol alır. Safra salgısı vücutta yağ sindirimine yardımcı olur, ayrıca vücuttaki atıkların atılımını sağlar.
- Enfeksiyonlara karşı vücut bağışıklığını sağlar. Barsaklardan gelen kandaki antijenleri ve mikropları temizler
- Tüm bu yapım ve yıkım olaylarının oluşmasında rol alan enzim denilen maddeler de büyük ölçüde karaciğerde yer alır ve karaciğer hücreleri tarafından yapılır.

KARACİĞER YETMEZLİĞİ NEDİR ?

Karaciğer fonksiyonları gereği hayati bir organdır ve karaciğer yetmezliği durumunda organın yerini alabilecek böbrek yetmezliğinde olduğu gibi bir diyaliz sistemi henüz mevcut değildir. Bu durumlarda tek tedavi yöntemi karaciğer naklidir.

Karaciğer yetmezliği 2 türde karşımıza çıkar:

1. Akut karaciğer yetmezliği:
Daha önce bilinen bir karaciğer hastalığı olmayan bireyde ani gelişen karaciğer yetmezliği tablosudur ve organ fonksiyonları ani olarak yitirildiğinden hasta kısa sürede bilincini kaybederek komaya girer ve nakil olmazsa kaybedilir. Özellikle sarılık, ansefalopati (bilinç bulanıklığı) ve koagülopati (pıhtılaşma bozukluğu) ile seyreder. Bu durumda acil olarak saatler ya da birkaç gün içinde nakil yapılması gerekir. Karaciğer nakli yapılan hastaların %10’u bu grupta yer alır ve en sık nedenleri akut hepatitlerin ağır bir formu olan fulminan hepatitler, ilaçlara bağlı toksik hepatit, mantar zehirlenmeleri, bilinmeyen viral enfeksiyonlar vb olabilir.

2. Kronik karaciğer yetmezliği:
Kronik karaciğer yetmezliği ise karaciğer sirozu olarak da adlandırılır ve nakil gereken hastaların %90’ı bu grupta yer alır. En sık nedenleri ise ülkemizde kronik HBV (hepatit B virüsü) enfeksiyonudur. HBV’den başka HCV, HDV, alkol, otoimmun hastalıklar (otoimmun hepatit, primer biliyer siroz, primer sklerozan kolanjit), kriptojenik (nedeni bilinmeyen) siroz, Budd-Chiari sendromu, Wilson hastalığı, hemokromatoz, NASH (non-alkolik steatohepatit) ve çok çeşitli diğer nedenler olabilir. Kronik karaciğer hastalığı zemininde gelişmiş karaciğer kanseri için de nakil yapılabilir.

Çocuklar ve bebeklerde ise karaciğer nakline götüren sebepler sıklıkla doğuştan gelen hastalıklardır ki bunların başında doğuştan safra yollarının gelişmemesi (biliyer atrezi) gelir. Bunu PFIC (progresif familyal intrahepatik kolestaz), Wilson, tirozinemi, Alagille, konjenital hepatik fibroz, hepatoblastom, hemanjioendotelyoma, alfa-1 antitripsin eksikliği, Crigler-Najjar, Caroli hastalığı, hiperkolesterolemi, oksalozis, glikojen depo hastalıkları, üre siklus defektleri ve metabolik hastalıklar izler.

Siroz, kronik karaciğer hastalığı zemininde organın sertleşerek küçülmesi ve üzerinde irili ufaklı nodüllerin (şişliklerin) oluşmasına verilen addır. Karaciğer sirozu, kanamalar, sarılık, karında su toplanması (asit), enfeksiyon ve toksik atıkların birikmesi ile koma gelişimi gibi ölümcül sonuçlara yol açabilir. Sirozda karaciğer geri dönülmez şekilde hasarlandığı için siroz hastaların tedavisindeki esas gelişebilecek komplikasyonların önlenmesidir. Komplikasyonlar gelişmiş, ilerlemiş siroz hastalarında hayat kurtarıcı tek seçenek, hastalıklı karaciğerin alınıp yerine sağlıklı bir karaciğeri nakletmektir. Ancak bu şekilde yapılan bir organ nakli ile hastanın hayatı kurtarılabilir.

SİROZUN KOMPLİKASYONLARI

Asit
Karın boşluğunda sıvı toplanması (asit) karaciğer yetmezliğinin en sık karşılaşılan komplikasyonudur. Karaciğer vücudumuzdaki pek çok maddeyi taşıyan, suyun damar içerisinde durmasını sağlayan albumini üretir. Böylece vücudumuzda ödem denilen şişliklerin oluşmasını engeller. Karaciğer yetmezliğine bağlı albumin yapımı azalır ve kandaki düzeyi belirli bir seviyenin altına düşerse vücutta ödem ve karın boşluğunda sıvı toplanması olabilir. Hatta bu sıvı akciğer boşluğunda bile toplanarak (hepatohidrotoraks) ciddi solunum sıkıntısı yaratabilir. Tuzsuz diyet ve diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar ile kontrol edilmeye çalışılır, gerekli hallerde karından su alınabilir (parasentez). Bu durumlarda sıklıkla hastaneye yatırılarak albumin takviyesi gerekebilir. Asit gelişen hastalarda bu sıvının enfekte olması sonucu peritonit denilen çok ciddi karın zarı enfeksiyonu gelişebilir.

Sarılık
Alyuvarlar dediğimiz kan hücreleri normal ömrünü tamamlayıp parçalandığında, açığa çıkan ve atılması gerekli maddeleri, karaciğer vücudumuzdan uzaklaştırır. Bu maddelerin son ürünü olan bilirubin, vücudumuzdan atılamaz ve birikirse sarılık ortaya çıkar. Karaciğer hastalıklarında sarılık olmasının nedeni kandaki yükselmiş bilirubin düzeyidir.

Ansefalopati
Aldığımız pek çok ilacın kullanılabilmesi ve kullanıldıktan sonra vücudumuzdan atılabilmesi için karaciğerde işleme tabi tutulması gereklidir. Yine vücudumuzun normal çalışması sırasında açığa çıkan veya sindirim kanalı ile gelen pek çok zararlı maddenin ortadan kaldırılması (detoksifikasyon) karaciğerimizin her günkü işleri arasındadır. Bu işlerini yapamaz ise zararlı maddeler kanda birikir. Beynimize, böbreklerimize, kalbimize ve daha pek çok organımıza zarar verir. Çok çeşitli toksik maddelerin (özellikle amonyak) beyne olan etkisi ile hepatik ansefalopati (karaciğer kökenli beyin bozukluğu) denilen tablo oluşabilir ve hasta bilinç kaybı ile komaya girebilir.

Portal Hipertansiyon
Karaciğer sirozundaki organın küçülmesi ve sertleşmesi sonucu karaciğerde kan akımına karşı direnç olur ve karaciğere gelen kan geri dönerek karaciğer gerisinde göllenmeye ve başka yollar bulmaya başlar. Bu tabloya portal hipertansiyon denir ve bunun sonucunda dalak büyümesi (hipersplenizm) ve özofagus varisleri (yemek borusu varisleri) oluşur. Bu varislerden olacak kanamalar hayatı tehdit edecek düzeyde olabilir. Dalak büyümesi sonucu da kan hücreleri daha fazla yıkılır ve en belirgin olarak trombosit sayısındaki düşüklük (trombositopeni) kanamalara zemin hazırlar. Karaciğerin pıhtılaşma faktörlerini sentezlemesindeki eksiklik de bunlarla birleştiğinde kanamaların ciddiyeti artar.

Hepatorenal sendrom
Karaciğer yetmezlikli hastalarda vücuttaki sıvı-elektrolit dengesi de bozulduğundan böbrek damarlarındaki kasılma (vazokonstriksiyon) sonucu böbrek kan akımı azalarak böbrek yetmezliği de gelişebilir. Bu tabloya hepatorenal sendrom adı verilir ve sirozun en ölümcül komplikasyonlarından biridir.

KARACİĞER KANSERİ

Hepatoselüler kanser (HSK) adı verilen karaciğer kanseri sirozlu hastalarda sık gelişir ve önemli bir karaciğer nakli sebebidir. Sirozlu hastalarda karaciğer fonksiyonları yerinde olsa bile kanser gelişimi olabilir ve uygun görüntüleme yöntemleri ile bu olasılığı ekarte etmek için sık tarama yapılmalıdır.

Son dönem karaciğer yetmezliği gelişen hastaların ortalama 1 yıllık yaşam şansları % 50 düzeyindedir ve gelişen komplikasyonlar ile bu oran daha da aşağıya inebilir. Hastalara ne kadar kötü durumda nakil yapılırsa yaşam sürelerinin o kadar kısaldığı ve ameliyat sonrası döneminde o denli zorlu geçtiği gösterilmiştir. Bu nedenle uygun zamanlama ve uygun hasta seçimi yüz güldürücü sonuçlar elde etmede daha fazla önem kazanmaktadır.



KARACİĞER YETMEZLİĞİ BULGULARI

• Sarılık,
• Uykuya eğilim, konsantrasyon bozukluğu, ellerde titreme, bilinç bulanıklığı, koma,
• Kan kusma,
• Vücutta kolayca morluklar oluşması ve kanamaya eğilim,
• Dişeti ve burun kanamaları
• Karında su toplanması (asit)
• Yüz ve vücut kaslarında erime
• Ayaklarda şişme (ödem)
• El ayalarında kızarıklık
• Örümcek ağı tarzı kırmızı lekeler
• Erkeklerde memelerde büyüme, tüylerin dökülmesi, cinsel fonksiyonlarda azalma
• Kadınlarda cinsel fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri, adetten kesilme
• Aşırı halsizlik, yorgunluk

KİMLER KARACİĞER NAKLİ İÇİN HAZIRLANMALIDIR? (ENDİKASYONLAR)

Akut karaciğer yetmezliği: (Fulminan hepatitler, toksik hepatitler, mantar zehirlenmeleri, akut dekompanse Wilson hastalığı vb).

Akut karaciğer yetmezliğinde PZ/INR değeri ikinin üzerinde olan ve/veya ansefalopati gelişmiş hastalar mutlaka karaciğer transplantasyonu olanağı bulunan merkezlerde izlenmelidirler.

Kronik karaciğer hastalığı: Child-Pugh sınıflamasına göre skoru 7 ve üzerinde olan hastalar (Child B ve C) için karaciğer nakli hazırlığı yapılmalıdır (tablo 1: Child sınıflaması)

Son yıllarda daha yaygın kullanılan ve karaciğer hastalığının ağırlığını belirlemeye yarayan MELD skoru nakil hazırlığı ve zamanlaması için yol gösterici olabilir.
MELD skoruna göre 14 ve üzerinde olan hastalara karaciğer nakli hazırlığı yapılmalıdır

MELD Score = 0.957 x Loge(creatinine mg/dL) + 0. 378 x Loge(bilirubin mg/dL) + 1.120 x Loge (INR) + 0.643

MELD Score = 0.957 x Loge(creatinine mg/dL) + 0. 378 x Loge(bilirubin mg/dL) + 1.120 x Loge (INR) + 0.643

Oldukça karmaşık bir hesaplama olan bu skora aşağıdaki web sitelerinden kreatinin, total bilirubin ve INR değerlerinizi girerek ulaşabilirsiniz.

http://optn.transplant.hrsa.gov/converge/resources/MeldPeldCalculator.asp?index=98

http://www.mayoclinic.org/medical-professionals/model-end-stage-liver-disease/meld-model-unos-modification

MELD skoruna bakılmaksızın dekompanse siroz evresine geçmiş ve aşağıdaki komplikasyonlar gelişmiş olan hastalara karaciğer nakli önerilmelidir.
- Kronik karaciğer hastalığı zemininde serum albumin düzeyi 3 gr/dl altına inen ve PZ süresi normalin 3 sn üzerine çıkan hastalar
- Hepatosellüler kanser (HCC-HSK) gelişimi
- Hepatorenal sendrom
- Hepatopulmoner sendrom
- Diüretik tedaviye dirençli asit ya da geçirilmiş spontan bakteriyel peritonit
- Hepatohidrotoraks
- Tekrarlayan ansefalopati atakları
- Tekrarlayan portal hipertansif kanamalar
- İlerleyici malnütrisyon
- Kolestatik hastalıklarda (PSK, PBS, otoimmun hepatit vb) tekrarlayan kolanjit atakları, progressif kemik erimesi, inatçı ve tedaviye yanıtsız kaşıntı

KARACİĞER VERİCİLERİ İÇİN GEREKLİ BİLGİLER

Organ bağışı ile bir yakınınızın hayatını kurtarmak sizin yapabileceğiniz en büyük fedakarlık ve o kişiye verilebilecek en büyük hediyedir.

Böyle bir işleme girmeden önce endişelerinizin olması normaldir ve işleme ait riskleri ve ileride doğabilecek problemleri bilmeniz gerekmektedir.

Karaciğer vericilerinde ameliyata bağlı ölüm riski %1’in altındadır. Yine de önemli bir ameliyat olduğundan operasyonun kendisine ve alacağınız anesteziye bağlı komplikasyonlar göz ardı edilemez. Bunlar ayrıntılı bilgilendirilmiş onam formu ile size açıklanacaktır.

Karaciğer vericilerinde özellikle sağ lob ameliyatlarında safra kesesi de çıkarılmak zorundadır. Çıkarılan safra kesesi alıcıya da takılmaz, patolojiye gönderilir. Hem alıcı ve hem de vericinin safra kesesine ihtiyacı yoktur ve ilerideki yaşamlarında bir eksikliğe sebep olmaz.

Karaciğerinizin bir parçasını bağışlamaya karar verdiğinizde öncelikle sizin sağlığınızın zarar görmemesi için çok ayrıntılı incelemeler yapılacaktır. Bu incelemeler sırasında size zarar verebilecek en ufak bir şüphe duyulursa organ bağışınız kabul edilmeyecek, durum size ve yakınınıza bildirilecektir.

Karaciğer vericisine yapılan tetkikler :
Tüm kan testleri
Tümör markerleri (belirleyicileri)
Karaciğer testleri
Viral hepatit testleri
Bulaşıcı hastalık (AIDS vb... gibi) testleri
Akciğer grafisi
Kalp grafisi gerekirse ekokardiografi
Karın ve karaciğer ultrasonu
Karaciğer hacmi için bilgisayarlı tomografİ
Karaciğer biyopsisi (gerekirse)

Karaciğer nakli yapılabilmesi için gerekli ilk şart kan grubu uyumudur, böbrek nakillerinde bakılan doku uyumu karaciğer naklinde bakılmaz. Kan nakillerinde önemli olan RH faktörünün de organ nakillerinde önemi yoktur, hasta ya da vericinin RH pozitif ya da negatif olması fark etmez

Aşağıdaki tablo durumu özetlemektedir :

Çapraz nakiller
Karaciğer vericisi olmaya uygun donörü olan ancak kan grubu alıcı ile uyumsuz olan çiftler arasında donörler değişerek nakil yapılabilir. Örnek olarak kan grupları hastanın A ve donörün B olan bir aile ile hastanın kan grubu B ve donörün A olan aileler arasında çapraz nakil yapılabilir.

Ameliyat Süreci
Cerrahi teknik geçen yıllar içinde iyice geliştirilmiş ve başarı oranları artmış, komplikasyonlar azalmıştır. Yine de oldukça zor bir ameliyat olup ameliyatın zorluğuna ve ekibin tecrübesine göre ortalama 6–10 saat sürer.

Ameliyat başlamadan hastaya yapılan kateterizasyon (damar ve nefes yolu tüplerinin takılması) işlemi bile özellikli bir uygulama olup 1-2 saat sürebilir. Anestezi hekimlerinin de karaciğer nakillerinde tecrübeli olması gerekmektedir.

Hastalıklı karaciğer tamamı ile çıkarılıp yerine sağlam karaciğer konulur. Çok sayıda damar ve safra yolu bağlantısının yapılması gerekir. En çok kanlanan organımız olduğundan aşırı kanama ve vücudun hemodinamik (kan basıncı ve dolaşım) ve metabolik dengesini bozabilecek durumlar ameliyat sırasında gelişebilir. Karaciğer nakli üç aşamalı bir prosedür olarak tanımlanabilir: hasta karaciğerin çıkarıldığı dönem, anhepatik (karaciğersiz) dönem ve yeni karaciğerin nakledildiği dönem. Karaciğer çıkarılırken komşu organları ile arasındaki tüm bağlar, karaciğeri besleyen damarlar, safra yolları ve bağlantılı olduğu vena cava adlı büyük damarın kesilmesi gerekir. Karaciğer çıkarıldıktan sonra yeni karaciğerin önce damar bağlantıları ve sonrasında da safra bağlantısı yapılır. Bir karaciğer nakli ameliyatında 2-3 cerrah, asistanlar, 1-2 anestezi uzmanı, hemşireler ve teknisyenlerin bulunması gerekir.

Canlı vericili karaciğer nakillerinde 2 ayrı ekibin yaptığı ameliyatların her biri üst düzeyde uzmanlık gerektirir. Ek olarak çok küçük atardamarın dikilmesi için mikroskop ile mikrocerrahi ve ameliyat sırasında yapılan işlerin kontrolü için ultrason yapılması gerekmektedir.

Canlı vericili nakillerde donör ameliyatı ortalama 3-6 saat sürmektedir.
Ameliyat aşamasında bile donör organın uygun olmaması veya alıcı ya da vericideki başka komplikasyonlar nedeniyle ameliyat iptal edilebilir ya da ertelenebilir.

Ameliyattan Sonra
Ameliyattan sonra yoğun bakım ünitesine alınacaksınız ve akciğerlerinizin durumuna göre respiratöre (solunum makinesi) bağlanmış olabilirsiniz. Eğer her şey iyi giderse, solunum makinesi yavaş yavaş devreden çıkarılabilir. Ameliyat sonrası dönemde karnınızda başka boşaltım tüpleri de olabilir. Bu tüpler karaciğerinizin etrafındaki sıvıları boşaltmakta kullanılır ve genellikle birkaç gün içinde çıkarılır. Hastalar sıklıkla 1–2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise alınırlar ve burada da ortalama 10–20 gün kaldıktan sonra taburcu olabilirler. Bu süre boyunca, yüksek ateş, ağrılar, sarılık, sıvı birikimi, ilaç yan etkileri ve azalan karaciğer fonksiyonları gibi vücudun organı reddettiğine dair işaretler açısından yakından izlenir. Bu ameliyat sonrası iyileşme dönemi, yoğun fiziksel ve zihinsel rehabilitasyonu kapsar ve bu dönemde göstereceğiniz çaba en kısa zamanda tekrar ayağa kalkmanızda etkili olacaktır.

Safra Stenti
Özellikle canlı vericiden nakil sonrasında safra yollarındaki safrayı dışarı almak için konmuş olan safra stenti (küçük bir tüp) ameliyat sonrası dönemde bağlı olduğu torbaya safra getirecektir, bu normaldir. Bu tüp sıklıkla bir ay kadar açık bırakılır ve sonrasında kapatılarak 5–6 ay vücutta kalır. 5 ay sonra poliklinikte çekilir. Stent deriye bir dikiş ile bağlıdır ve tüp etrafındaki tampon kirlenir veya ıslanırsa değiştirilmesi gerekir. Size hastaneden çıkmadan stent bakımı ve takibi gösterilecektir ve hastane ziyaretlerinizde bu işlem yapılacaktır. Bu tüp günlük aktivitelerinize ve banyo yapmanıza engel olmaz.

Ameliyat Yarasının Bakımı
Bir antiseptik sabun kullanarak ameliyat yarasını temiz tutunuz. Eğer kızarıklık, şişlik ya da sıvı oluşumu görürseniz, hemen doktorunuzu haberdar ediniz.

Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar
Önemli bir ameliyat geçiren tüm hastalar ameliyat sonrası komplikasyonları yaşayabilirler. Transplantasyon hastalarının çoğunluğu ameliyattan sonraki ilk birkaç hafta içinde bazı komplikasyonlar yaşayabilirler, bu nedenle siz de birtakım problemlerle karşılaşırsanız endişelenmemelisiniz.
Transplantasyon ekibiniz komplikasyonları azaltmak için ellerinden geleni yapacaklar ve ortaya çıkanları da hızla tedavi edeceklerdir.

ORGAN REDDİ (REJEKSİYON)
Transplantasyon ameliyatı sonrası ilk haftalar içinde birçok hasta en az bir bazen de birkaç kez red atağı geçirirler. İlk başta hiçbir fiziksel red bulgusu olmayabilir; fakat açıklanamayan hafif bir ateş ya da genel bir halsizlik gibi genel iyi olma hissinizde küçük bir değişiklik fark edebilirsiniz. Sıklıkla karaciğer fonksiyon testlerindeki bozukluklar ile anlaşılır.

REJEKSİYON TEDAVİSİ
Redden şüphelenildiğinde, bu, genellikle bir karaciğer biyopsisiyle doğrulanır. Orta ya da ağır bir reddiniz varsa 2-3 gün boyunca yüksek doz kortizon tedavisi başlanır (pulse steroid). Bir hafta sonra tedavinin etkili olup olmadığını görmek için bir biyopsi yapılabilir. Eğer steroid tedavisinden sonra red hâlâ mevcutsa ya da kötüleşiyorsa veya kısa bir zaman sonra red tekrar ortaya çıkarsa, daha güçlü bir bağışıklığı baskılayıcı tedavi uygulanır. Tedaviden bir hafta sonra, reddin kontrol altına alınıp alınmadığını anlamak için bir biyopsi daha yapılabilir. Neyse ki, artık yeni ve güçlü immunsupresif (Bağışıklığı baskılayıcı) ilaçlarla artık önlenemeyen red olayları pek yaşanmamaktadır ve karaciğer biyopsileri nadiren yapılmaktadır.

ENFEKSİYON
Organ reddini engellemek için bağışıklık sisteminizi baskılamak gereklidir. Fakat bu aynı zamanda vücudunuzun enfeksiyonla savaşma gücünü de zayıflatır. Ameliyat sonrası ilk dönemde soğuk algınlığı ve gribe daha yatkın olduğunuzu fark edeceksiniz.

ENFEKSİYONU ÖNLEME
Bizi çevreleyen dünya mikroplarla doludur ve potansiyel olarak enfeksiyöz organizmalarla olan temasınızı kısıtlamak önemli olsa da bir 'cam fanus' içinde yaşamanız gerekmez. Yaşam tarzınızı aşırı derecede kısıtlamadan sizin ve ailenizin enfeksiyon riskini düşürmek için alabileceği basit önlemler vardır.

Bunlar aşağıdakileri içerir:
• Yeterince dinlenmek,
• Sağlıklı ve dengeli beslenmek,
• Düzenli olarak egzersiz yapmak ve kilonuzu kabul edilebilir sınırlarda tutmak,
• Grip döneminde kalabalık alışveriş merkezlerinden, tiyatrolardan sinemalardan kaçınmak,
• Soğuk algınlığı ve nezle gibi etkin enfeksiyonları taşıyan kişilerle yakın teması azaltmak,
• Tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerinizi iyice yıkamak,
• Küçük kesik ve sıyrıkları hemen temizlemek ve bir yara bandıyla örtmek,
• Bahçeyle çiçeklerle, ya da diğer kirli işlerle uğraşırken eldiven giymek,
• Sigara içmemek!

ENFEKSİYON BELİRTİLERİ
Bazen bir enfeksiyon engellenemez. Aşağıdakileri yaşıyorsanız hemen doktorunuz ya da nakil ekibinizle bağlantıya geçiniz:
• Bir günden uzun süren 38°C'nin üstündeki tüm ateşler, (özellikle buna üşüme eşlik ediyorsa).
• İshal, bulantı, kusmaya da açıklanamayan baş ağrısı.
• Yorgunluk, iştahsızlık.
• Nefes darlığı, idrarda yanma, abdominal ağrı.
• Deri veya göz renginizde değişiklik, deride döküntü, yutkunurken ağrı ve zorluk.

SAFRA YOLU PROBLEMLERİ
Ameliyattan sonra safra yollarında darlıklar ya da safra yolunda kaçaklar olması sık karşılaşılan problemlerdir. Bu sorunlar bazen kendiliğinden düzelse de sıklıkla safra yollarına yönelik girişimler yapılması gerekebilir. Bu amaçla gastroenteroloji bölümü tarafından ERCP (endoskopik retrograd kolanjiografi) ya da girişimsel radyoloji bölümü tarafından PTK (perkütan transhepatik kolanjiografi) işlemi ile safra yollarına stent konması gerekebilir. Bazı durumlarda işlemlerin birkaç kez tekrar edilmesi gerekebilir.

ANORMAL BÖBREK FONKSİYONLARI
Bazı hastalarda takrolimus (Prograf) tedavileri anormal böbrek fonksiyonlarına sebep olabilir. Böbrek fonksiyonlarındaki kötüleşme üre ve kreatinin düzeyleri ile kolayca ölçülebilir.

Bu yan etkiler çoğu zaman dozla ilişkilidir ve genellikle doz azaltıldığında kontrol altına alınır. Anormal böbrek fonksiyonlarının anlaşılması zor olabilir, fakat geceleri idrara aşırı düzeyde çıktığınızı ya da sürekli yorgun hissettiğinizi fark ettiğinizde veya yeterli sıvı almanıza rağmen idrar miktarınızda belirgin azalma oluyorsa doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizle bağlantıya geçiniz.

DİYABET
Diyabet, kanınızdaki şeker oranında artıştır. Uzun vadede diyabet, böbrek yetersizliği, körlük, dolaşım bozuklukları ve kol ve bacaklarda duyu kaybına yol açabilir. Aldığınız bazı bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar diyabete sebep olabilir. Aşağıdakilerin herhangi birini fark ederseniz doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizi haberdar ediniz:
• Artan susuzluk,
• İdrara çıkma sıklığında artış,
• Bulanık görüş,
• Bilinç bulanıklığı.

Kilo vererek, dikkatli bir perhizi sürdürerek ve düzenli egzersiz yaparak kan şekeri düzeyinizi düşürebilirsiniz. Oral bir anti-diyabetik ilaç veya insülin enjeksiyonu gerekli olabilir. Eğer sizde diyabet ortaya çıkarsa, bu sorunla başa çıkmanıza yardım etmek için özel bir eğitim ve tedavi göreceksiniz.

YÜKSEK KAN BASINCI (HİPERTANSİYON)
Yüksek kan basıncı ve kalp hastalıkları insanlar yaşlandıkça daha sık görülen yaygın rahatsızlıklardır. Kan basıncınız almak zorunda olduğunuz bazı ilaçların bir yan etkisi olarak yükselebilir. Eğer yüksek kan basıncı tedavi edilmeden bırakılırsa kalbi zayıflatabilir ve kan damarlarının yaşlanmasına sebep olabilir. Bu yüzden kan basıncınızı kontrol etmek için ilave ilaçlar almak zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca, idrar çıkışınızı artırmak ve vücudunuzdan istenmeyen fazla sıvıları atmak için bir diüretik (idrar söktürücü) alabilirsiniz. Kan basıncınızı kontrol etmek için ilave ilaçlar almak zorunda kalabilirsiniz.

Yaşam tarzınızı düzenlemek de kan basıncınızı düşürmeye yardım edebilir. Stresten kaçınmayı deneyin, az tuzlu bir perhiz izleyin, sigarayı bırakın ve düzenli olarak egzersiz yapın.

KANSER
Tüm bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, kanser oluşma riskini hafifçe artırabilirler, özellikle B-hücre lenfoması (lenf kanseri) riski artmıştır. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan herkes için kanser ortaya çıkma olasılığı mevcuttur ama bu risk çok yüksek değildir. Transplantasyon hastalarında deri kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Bu yüzden kendinizi güneşten koruyacak önlemler almalısınız.

Karaciğer kanseri nedeni ile karaciğer nakli olan hastalarda yapılan tüm tetkiklere rağmen hastalığın nakilden sonra da tekrarlama olasılığı vardır. Bu olasılık nakil yapıldığındaki tümörün büyüklüğü, tümör sayısı ve damarlara yakınlığı ile orantılı olarak değişmektedir.

VİRAL HEPATİTLER
Nakil sonrasında HBV’nin nüks etme olasılığı yok denecek kadar azdır. HBV’ye karşı geliştirilmiş ilaçlar sayesinde hastalık % 95-100 aralığında tedavi edilir ve kanda ve dokularda HBV virüsü kalmaz, hastalık tekrarlamaz. HCV virüsü ise henüz kandan tam temizlenemediğinden nakil sonrasında vücutta kalmaya devam eder. Sirozlu karaciğer değiştiği halde zamanla bu virüs tekrar aktivite gösterip karaciğer hasarı yapabilir. HCV virüsüne karşı tedaviler geliştirilmektedir.

NÖROLOJİK KOMPLİKASYONLAR
Takrolimus uykusuzluk, kabus ya da karışık rüyalar gibi uyku bozukluklarına sebep olabilir. Kendinizi sinirli hissedebilir ve ani ruh hali değişiklikleri yaşayabilirsiniz. Bazı hastalar konsantre olma ve hatırlama güçlüğü çeker. Ellerinizin titrediğini ya da ellerinizde ve ayaklarınızda bir karıncalanma hissi olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yan etkiler genellikle ameliyattan kısa bir süre sonra ortaya çıkar ve ilaç dozu düştükçe azalır. Kendinizi sinirli hissedebilir ve ani ruh hali değişiklikleri yaşayabilirsiniz.

PSİKİYATRİK SORUNLAR
Nakil hastalarının ilk heyecanının bitmesiyle endişelenmesi ve depresif olması alışılmadık bir şey değildir. Görünüşteki ameliyat izi değişiklikleri bazı hastaları, özellikle kadın ve çocukları rahatsız edebilir. Nakil ameliyatından sonra hayatınızın eskisi gibi olmayacağından ve özürlü ya da şekli değişmiş olmaktan korkabilirsiniz. Bu, aile içinde sorunlara ya da gerilime neden olabilir. Eşiniz ya da aileniz için özel ihtiyaçlarınızı anlamak zor olabilir.

Evdeki hayatınızı ayarlamakta size ve ailenize yardımcı olmak ve sonunda sizi, işe veya okula dönmeye hazırlamak için danışmanlık hizmetleri bulunmaktadır. Bu tür hizmetler hakkında doktorunuza ya da nakil ekibinizle bağlantıya geçmelisiniz; böylece, bu tip problemler engellenebilir ya da çözülebilir.

YAŞAM KALİTESİ
Karaciğer nakli hayatınızdaki en büyük değişikliktir. Bu değişikliğe uyum sağlayabilmek için her gün ilaçlarınızı almak ve hastaneye olağan poliklinik ziyaretleri için gitmek zorundasınız. Yine de, nakil hastalarının çoğunluğunun, yaşam kaliteleri nakil öncesi durumlarına kıyasla çok daha iyidir. Birçok insan için, nakledilmiş bir organ onlara ikinci ve değerli bir yaşam imkanı vermiş ve yeni bir başlangıcı simgelemiştir. Nakil hastalarının çoğunluğu, yaşam kalitelerinin eskiye göre çok iyi olduğuna inanırlar.

Hastane Sonrası Poliklinik Kontrolleri
Hastaneden çıktıktan sonraki ilk aylarda poliklinik izlemleri için haftada bir ya da iki kez kontrole gelmek gerekir. Bu poliklinik kontrollerinin amacı hastanın iyileşmesini izlemek ve herhangi bir olası komplikasyonu teşhis etmektir. Her ziyarette karaciğer fonksiyonları dikkatle değerlendirilir ve muayeneden geçirilir; böylelikle, herhangi bir enfeksiyon varsa belirlenebilir. Vücut organı reddetmesin diye kullanılan bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların aşırı dozda alımı yüksek düzeyde bağışıklık baskılanmasına ve enfeksiyonlara yol açabilir; düşük dozda alınması halinde ise nakledilen karaciğerin reddine neden olabilir. Kanda bakılacak tacrolimus (Prograf) ya da diğer ilaçların düzeyleri ile ilaçlarınızın dozları belirlenecektir. Enfeksiyon ve organ reddi riski azaldıkça, poliklinik kontrollerinin sıklığı da düşecektir. Bu izleme ziyaretlerinin amacı iyileşmeyi izlemek ve herhangi bir olası komplikasyonu teşhis etmektir.

Her ziyaretinize yanınızda ilaç listenizi getiriniz; böylece herhangi bir önemli bilgiyi not alabilirsiniz.

Transplantasyon Sonrası Yaşam
Organ nakilli hastalar kendilerini yeniden doğmuş olarak nitelendirirler ve yepyeni bir hayata başladıklarını düşünürler. Birçoğu ameliyat gününü 'Transplant Doğum Günü' olarak kutlarlar. Organ naklinizin başarısı ile birlikte sizi eskisinden çok daha iyi bir hayat beklemektedir.

Karaciğer nakli olan kişinin bu kontroller ile normal bir insan gibi yaşaması ve günlük yaşantısına ve işlerine devam eden aktif bir birey olması hedeflenmektedir. Nakil olduktan sonra organın belli bir senede tükenmesi söz konusu değildir ve aksilik olmadıkça kişinin normal ömrünü yaşayacağı varsayılır. 1970’li yıllarda nakil olup günümüzde yaşayan hastalar vardır.

Eve Gidiş
Transplantasyon sonrasında eve gidiş genellikle mutlu ve duygusal bir olaydır, ancak ilk haftalarda bu mutluluk hissine endişe ve hatta hafif bir depresyon eşlik edebilir, iyileşmenin haftalar süren bir süreç olduğunu anlamak büyük önem taşır. Hem siz, hem de aileniz için, yeni yaşam biçimine alışmak biraz zaman alır; bir organ nakli ile yaşamak zaman gerektiren bir öğrenme sürecidir. Çoğu insan, aktif olduğu takdirde ve kararlı çaba gösterdiğinde bu durumun üstesinden daha iyi gelmektedir.

Yaklaşık üç ay süren ilk hassas devrenin son bulmasıyla neredeyse bütün karaciğer transplantasyonlu hastalar eski ve hastalık öncesi yaşamlarına geri dönerler. Çoğu normal bir yaşam tarzına yeniden kavuşurlar. Çalışırlar, bir aileye sahip olurlar, çocuk yetiştirirler ve toplumda yararlı bir rol oynarlar. İyileşme dönemi haftalarca sürebilir. Bunu kısaltmak sizin elinizdedir.

Diyet ve Beslenme
Transplantasyon öncesinde uzun bir zaman hasta kaldınız ve muhtemelen çok kilo kaybettiniz. Karaciğeriniz yeterli protein yapamadığı için vücut kaslarınız eridi. Bu yüzden, düzenli olarak yemek yemek, iyileşme döneminizin önemli bir kısmını oluşturur. Ameliyat sonrası özellikle ilk bir aylık dönemde vücudun yıkılan kasları yerine koyabilmesi için kalorisi yüksek bol karbonhidratlı ve bol proteinli gıdalar almanız gerekir. Yattığınız süre boyunca gelen yemekler yanı sıra ek olarak verilecek beslenme ürünlerini (mamalar) de yemeniz istenebilir. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme tekrar ayağa kalkmanıza yardım edecektir.

Uzun dönemde ise ne yazık ki kortizon kullananların neredeyse hepsinde yaşanan etkilerden biri iştahta belirgin bir artıştır. Böylelikle; kilo alma, birçok transplantasyon hastası için ciddi bir uzun dönem sorunudur. Kilonuz ile kan şekerinizi kontrol altında tutmak için az yağlı ve az şekerli bir perhize ihtiyaç duyabilirsiniz. İhtiyaçlarınızı karşılamaya yönelik dengeli bir perhiz sağlayacak bir yeme-içme planı oluşturmanıza yardım etmesi için bir beslenme uzmanına danışınız.

Diyetiniz aşağıdakileri içermelidir:
• Meyveler
• Sebzeler
• Taneli tahıllar ve ekmekler
• Az yağlı süt ve süt ürünleri ya da diğer kalsiyum kaynakları
• Yağsız etler, balık, kümes hayvanları ya da diğer protein kaynakları

Beslenmenizde dikkat edeceğiniz noktalar:
• Her gün tartıya çıkın, kilonuzu not edin.
• Öğün aralarında kek, bisküvi gibi şekerli abur cuburlardan kaçının.
• Acıktığınızı hissettiğinizde biraz meyve ya da sebze (düşük kalorili) yiyin.
• Her gün yaklaşık üç litre sıvı almaya çalışın. Bu, böbrekleriniz için yararlıdır ve vücudunuzdan atıkları atmaya yardım eder. Şişe suyu, bitki çayları, az yağlı pastörize süt ve doğal meyve suları (şekersiz) uygun seçeneklerdir.
• Her zaman taze meyveleri yıkayın ve soyun.
• Patates gibi toprakta büyüyen sebzeler her zaman soyulmalı ve kaynayan suda kaynatılmalıdır.
• Sebzeleri düdüklü tencerede pişirmek, bunların içerdiği vitaminleri koruyacaktır.
• Marul, nane, maydonoz, roka gibi çiğ sebzeleri dışarıda yemeyin. Evde 3-4 kez yıkama ve sirkeli suda bekletme sonrasında yiyebilirsiniz.
• Temizliği şüpheli dışarıda hazırlanan yiyeceklerden kaçınınız özellikle midye, çiğ köfte, kokoreç vb.
• Pastörize olmayan sütten yapılmış peynir yemeyin küflü peynirlerden kaçının.
• Süt, peynir, yağ ve yoğurt gibi ürünleri her seferde az miktarda satın alın; böylece onları taze olduklarında yiyebilirsiniz.

Tuz (Sodyum)
Kortizonların diğer bir yan etkisi de vücudunuzun tuz depolamasına neden olmasıdır. Bu, vücudun su tutmasına ve yüksek kan basıncına sebep olabilir. Tuz alımını kısıtlamalısınız. Bunun için;
• Yemek pişirirken az tuz kullanın
• Pişmiş yemeğe tuz eklememeye çalışın
• Patates cipsi gibi tuzlu gıdalardan sakının
• Konserve gıdalardan kaçının (bunlar genelde çok tuz içerirler) Kortikosteroidler vücudunuzun tuz depolamasına neden olur.

Ateşinizi İzlemek
Kendinizi ateşli hisseder, titremeniz olur ya da bir rahatsızlık duyarsınız veya vücudunuzun herhangi bir yerinde ağrı veya acı hissedersiniz ateşinizi kontrol ediniz. Bu, bir enfeksiyonun ya da red sürecinin ilk işareti olabilir. Ateşiniz bir günden fazla süre 38°C'nin üstünde olursa, hemen transplantasyon ekibiniz ya da doktorunuzla temasa geçiniz. Doktorunuzun izni olmadan hiç bir ilaç kullanmayınız.

Kan Basıncı ve Nabız
Hemşireniz, kan basıncınızı ve nabzınızı nasıl ölçeceğinizi öğretecektir. Normal kan basıncınızı ve nabzınızı bilmeniz önemlidir. Böylece normal değerlerden bir farklılık görürseniz, bunu doktorunuza bildirebilirsiniz.

Diş Bakımı
Yumuşak bir diş fırçası kullanmalısınız. Böylece diş etlerinize zarar vermezsiniz. Her yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalayınız ve bir antiseptik ağız yıkama ürünüyle ağzınızı yıkayınız. Takma dişiniz varsa her yemekten sonra bunları iyice temizleyiniz.

Enfeksiyonları ve çürükleri engellemek amacıyla düzenli olarak her altı ayda bir genel kontrol yaptırmak üzere dişçiye gitmek önemlidir. Dişlerinizle ilgili ciddi sorunlarınız yoksa ameliyattan sonraki ilk altı ayda dişçiye gitmemelisiniz. Karaciğer naklinizin gerçekleştirilmesinin üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun, herhangi bir diş operasyonundan 24 saat önce başlayıp operasyondan 48 saat sonraya kadar antibiyotik almalısınız. Bu tür tedaviye profilaksi (önlem) denilir ve hangi antibiyotiği almanız gerektiğini doktorunuz size söyleyecektir.

Enfeksiyonları ve çürükleri engellemek amacıyla düzenli olarak dişçiye gidilmelidir.

Genel Vücut Temizliği
Enfeksiyon riskinin düşük tutulmasına yardım etmek için iyi bir kişisel temizlik standardını sürdürmek önemlidir.
Aşağıdaki noktalara dikkat ediniz:
• Düzenli olarak yıkanınız, duş almayı banyo yapmaya tercih edin.
• Elinizi yıkarken kalıp sabun yerine sıvı sabun kullanınız.
• El ve yüz havlularını günlük olarak değiştiriniz.
• Yemeklerden önce ve tuvaletten sonra her zaman ellerinizi yıkayınız.
• Bir tırnak fırçasıyla tırnaklarınızı iyice temizleyiniz.
• Kan bakteriler için ideal bir büyüme ortamı olduğu için, adet günlerinde kadınlar, ped ve tamponlarını düzenli olarak değiştirmelidir.

Hiçbir kadın hijyen maddesi kullanmayınız. Bunlar, vajinada normal olarak bulunan mikroorganizmaları yok ederek enfeksiyon riskini artıran dezenfektanlar içerir. Yumuşak sabun ve suyla düzenli yıkanmak yeterlidir.

Deri ve Saç Bakımı
Kortizon yüzünüzde, göğsünüzde, omuzlarınızda ya da sırtınızda sivilcelere sebep olabilir. Eğer sivilce oluşursa, bu bölgeyi günde üç kez yumuşak bir antibakteriyel sabunla yıkayınız ve su ile durulayarak derinizi sabundan tümüyle arındırdığınıza emin olunuz. Etkilenen bölgeyi ovmaktan kaçınınız ve sivilceyi kapatmaya yönelik ilaçlı kozmetikler kullanmayınız; çünkü makyaj yapmak sivilcenin yok olmasına engel olacaktır. Ağır ve enfekte olmuş sivilcenin bir dermatolog tarafından tedavi edilmesi gerektiğini hatırlayınız. Eğer sivilce sorununuz şiddetle devam ederse, tavsiye için doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizin bir üyesiyle bağlantıya geçiniz. Eğer deriniz çok kurursa, bu bölgeleri yıkamaya geçici olarak son veriniz ki deri kendi doğal nemine dönebilsin. Yumuşak bir sabun kullanın ve banyo sonrasında vücut kremi uygulayınız. Kortizon muhtemelen saçınızı etkileyecektir. Kalıcı saç boyaları, hafif boyalar, jöleler ve sarartıcılar saçınızın nazikleşmesine ve kırılmasına yol açabilir, bunları dikkatli kullanınız.

Güneşe Çıkma
Çok fazla güneş hepimiz için zararlıdır. Güneş ışığındaki morötesi ışınlar cildin erken yaşlanmasına, güneş yanığına ve deri kanserine sebep olabilir. Transplantasyon hastaları deri kanserine yakalanmada daha yüksek risk taşırlar, çünkü bağışıklık sistemleri deriye nüfuz eden morötesi ışının yol açtığı zararın tamamını gideremez. Sonuç olarak, aşağıdaki basit kuralları uygulayarak derinizi daima güneşten korumalısınız:

• Güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu gün ortası (saat 10'dan 15'e kadar) güneşinden kaçınınız. Mümkün oldukça gölgede oturmaya gayret ediniz.
• Dışarıda olduğunuz sürece ve güneş kremi sürmemiş olduğunuz zamanlarda, bir şapka, uzun kollu giyecek ve hafif bir pantolon giyiniz.
Bahar ve yaz aylarında güneşten koruma faktörü en az 30 olan yüksek kalitede bir güneş kremi kullanınız. Güneşe maruz kalan tüm bölgelere, özellikle yüz, boyun ve ellere krem sürünüz. Güneş kremleri suyla çıkar. Eğer terliyorsanız ve özellikle yüzme sonrası kremi düzenli olarak yeniden uygulayınız.

Unutmayınız ki güneş ışınları bulutlu günlerde bile zararlı olabilir. Morötesi ışınların deniz, kum, kar ve betondan yansıması da güneş yanığına yol açabilir.
Solaryuma asla gitmeyiniz. Benlere dikkat ediniz. Eğer bir benin renk değiştirdiğini veya sınırlarının düzensiz bir şekil aldığını fark ederseniz derhal doktorunuzla temasa geçiniz. Bağışıklık sistemleri baskılandığı için benlerin kanserleşme ihtimali transplantasyon hastalarında daha fazladır. Derinizi daima güneşten korumalısınız.

Egzersiz
Fiziksel faaliyetler, vücudu olduğu kadar ruhu da canlandırır. Düzenli egzersizlere katılan hastalar bunun genel iyi olma duygusunu pekiştirdiğini ve çalışmak, eğlenmek ve kişisel ilişkiler için daha fazla enerjiye sahip olduklarını söylerler. Egzersiz aldığınız kiloları yakar, böylece kilonuzu kontrol altında tutmanıza yardım eder.

Uzun bir hastalık dönemiyle güçsüzleşen kaslarınızı güçlendirmek için günlük egzersiz yapmak önemlidir. Egzersiz programınız kademeli olarak gelişmelidir ve egzersiz düzeyinizi yavaş yavaş artıran bir program olmalıdır. Bu yolla, vücudunuzda incinme ya da ciddi sakatlığa yol açmaksızın egzersizin bütün yararlarını elde edeceksiniz. En iyi egzersiz yürümedir. Özellikle güzel ve temiz havalarda yapılan yürüyüşler sizin daha iyi uyumanızı ve barsaklarınızın daha iyi çalışmasını sağlar. Merdiven çıkmak da egzersize başlamak için iyi bir yoldur; fakat aşırıya kaçmamaya özen gösterin ve yorulur yorulmaz dinlenin. Kısa zamanda gücünüze tekrar kavuştuğunuzu fark edecek ve diğer egzersiz biçimlerini deneyebileceksiniz. Bisiklete binme, yüzme ve yürüme, genel kas gücünüzü artırmak için çok yararlıdır ve her şey yolunda giderse ameliyattan sonra üç ay gibi kısa bir zamanda tenis ve jogging gibi diğer hobilere yönelebilirsiniz. Ayrıca egzersiz yaparak uzun süreli karaciğer hastalığından ve ilaç yan etkilerinden olan kemik erimesi ile de başa çıkabilirsiniz. Herhangi bir egzersiz programına başlamadan doktorunuz ya da transplantasyon ekibinize danışmayı unutmayın. Sizin için en iyi egzersiz programını önerebileceklerdir. Yürüyüş en iyi egzersizdir.

Araba Kullanma
Transplantasyonu izleyen ilk dört hafta içinde araba kullanmanız yasaktır.

Alkol
Alkol karaciğer tarafından parçalanıp karaciğer hasarına sebep olabileceği için her türlü alkollü içecekten uzak durmalısınız. Transplant edilen karaciğer alkolün etkilerine normal organa göre çok daha hassas olduğundan çok küçük miktarda alınan alkol bile ciddi hasar yaratabilir.

Sigara Kullanımı
Sigarayı kesinlikle bırakın! Sigara yalnız sizin için değil herkes için zararlıdır. Yardıma gereksinim duyuyorsanız, doktorunuza başvurunuz o size gereken yardımı verecek ekiple tanıştıracaktır. Sigara yeni takılan organın damarlarının tıkanmasına da zemin hazırladığından organın kaybına yol açabilir.

Cinsel Faaliyet
Başarılı transplantasyonlardan genellikle bir kaç ay sonra kendinizi yeteri kadar iyi hissettiğinizde cinsel faaliyetlerinize tekrar başlayabilirsiniz. Erkeklerin çoğu cinsel güçlerini tekrar kazanırlar ve kadınların çoğu ameliyattan birkaç ay sonra menstruasyon döngülerinin normale döndüğünü görürler. Bununla birlikte, bazı ilaçlar, cinsel fonksiyonu azaltabilir. Bir sorunla karşılaşırsanız, doktorunuz ya da organ nakli ekibinizden yardım isteyebilirsiniz. Soğuk algınlığı veya herpes virüsü gibi bir enfeksiyona sahip olmadığı sürece birini öpmek sorun yaratmaz.

Bağışıklığı baskılayıcı ilaçların bazıları doğum kontrol haplarının etkinliğini azaltması sebebiyle bu hapları kullanmanız tavsiye edilmez. Spiral gibi rahim içi araçlar da artan enfeksiyon riski yüzünden pek tavsiye edilmez. Prezervatifler hem enfeksiyonu hem de istenmeyen gebelikleri önlemenin en iyi yoludur. Diyaframlar da bir diğer seçenektir. Bazı kadınlar bu seçim hakkında jinekologlarına danışabilirler. Kendinizi yeteri kadar iyi hissettiğinizde cinsel faaliyetlere yeniden başlayabilirsiniz.

Üreme
Birçok erkek, nakil sonrası baba olmuş ve çok sayıda kadın da sağlıklı çocuklar doğurabilmişlerdir. Kadınlar, aile sahibi olmaya yönelik isteklerini doktorları ya da transplantasyon ekibinin bir üyesiyle tartışmalıdır.

Normalde hamile kalmadan önce en az iki yıl beklemelisiniz. Dahası, iyi bir karaciğer fonksiyonuna sahip olmanız, sizin ya da bebeğinizin sağlığını tehdit edebilecek herhangi bir hastalığa sahip olmamanız ve düşük dozda bağışıklığı baskılayıcı bir tedavi görüyor olmanız gerekmektedir.

Tatil
Ülkenin ya da dünyanın farklı yerlerine seyahat etmenizi engelleyecek hiçbir sebep yoktur; fakat sağduyunuzu kullanın ve pis gıda ya da suların bulanabileceği ve yetersiz sağlık koşullarının olabileceği yerlerden kaçının. Herhangi bir tatile çıkmadan önce seyahat planlarınızı doktorunuzla tartışın. Gezi boyunca yeterli olacak kadar ilaç almayı unutmayın ve size ulaşılabilecek bir adres bırakın.

Aşılar
Hiç bir şekilde, canlı ya da atenue (zayıflatılmış) aşı olmamalısınız (ağızdan çocuk felci, kızamık gibi). Tetanoz gibi ölü ya da inaktif virüs aşılarını olabilirsiniz fakat herhangi bir aşı olmadan mutlaka doktorunuzu ya da transplantasyon ekibinizi bundan haberdar etmelisiniz.

Ev Hayvanları ve Bitkileri
Artan enfeksiyon riski yüzünden ev hayvanları normalde önerilmemektedir. Ancak birçok insan için bir ev hayvanını okşayabilmek ve ona bakabilmek iyileşme sürecini hızlandıran önemli bir faktördür. Balıklar en düşük enfeksiyon riskine sahiptirler. Köpekler de diğer bir seçenektir ve kısa tüylü bir cinsi temiz tutmak daha kolaydır. Toksoplazmosis enfeksiyonu yüzünden kedilerden sakınılmalıdır ve kuşlar da dışkılarında bakteri taşıdıkları için önerilmezler. Eğer bir evcil hayvanınız varsa, onun dışkısı ile temas etmekten kaçınmalı ve kafesleri temizlerken lastik eldiven giymelisiniz. En iyisi, bu işi yapmasını başkasından istemektir. Hayvanınızın elinizi ya da yüzünüzü yalamasına izin vermeyiniz. Hayvanınızın yapay kemik, oyuncak, yemek tası gibi gereçlerini temiz ve sizin eşyalarınızdan uzakta tutunuz.

Saksılı ev bitkileri toprak mikroplarından kaynaklanan enfeksiyon tehlikesi nedeniyle önerilmez. Yüksek enfeksiyon riski sebebiyle, transplantasyonun ilk yılı içinde bahçe, tarla ve toprak işleriyle uğraşmamalısınız. Daha sonra bahçeyle uğraşabilirsiniz; fakat bitki dikimi ya da yaprak toplamak gibi işlerden sakınınız ve her zaman eldiven giyiniz.

Ev Temizliği
Banyo ve mutfağı özellikle de buzdolabını düzenli olarak temizlemelisiniz. Özel dezenfektanlar gerekmez. Normal ev deterjanları ve sıvı ovma sabunları yeterlidir. Diğer odalarda alışılageldiği gibi temizlenmeli ve yatak takımları haftada bir değiştirilmelidir.

BAĞIŞIKLIĞI BASKILAYICI İLAÇLAR
Vücudunuz karaciğer dokusunun yabancı olduğunu fark eder ve bağışıklık sisteminiz bu yabancı organa karşı saldırıya geçer. Bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar bağışıklık sisteminizin yanıtını zayıflatarak nakledilen karaciğerin reddine engel olur. Bununla birlikte, aynı zamanda, bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar sizi enfeksiyonlara karşı daha eğilimli kılarlar. Bu yüzden organın reddini engellemek ve enfeksiyona karşı yeterli savunmayı sürdürebilmek için ince bir dengeye ihtiyaç duyulur.

Neyse ki, nakledilmiş bir organı korumak için gereken bağışıklığı baskılayıcı ilaç miktarı ameliyat sonrasındaki ilk aylardan sonra azaltılır. Yine de bağışıklığı baskılayıcı ilaçların en az biri transplantasyondan sonra ömür boyu gereklidir ve hiçbir zaman, doktorunuzun izni olmadan, dozları atlamamalı ve ilaç miktarını düşürmemelisiniz. Tüm bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar bazı yan etkilere neden olabilmektedir. Bağışıklığı baskılayıcıları içeren bir kombinasyonun her bir ilacın yan etkilerini indirgerken, aynı zamanda ideale yakın bir bağışıklığı baskılama düzeyinin korunabildiğini saptanmıştır. Sonuç olarak, tedaviniz muhtemelen birkaç bağışıklığı baskılayıcı ilacın karışımını içerecektir.

Bağışıklığı baskılayıcı (immunsupresif) ilaçlar transplantasyon ameliyatından sonra ömür boyu kullanılacaktır.

Hastaların bu ilaçlara karşı değişik reaksiyonlar vermeleri yüzünden, her bir bağışıklığı baskılayıcı rejim hastanın kişisel ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Eğer diğer hastalar sizden farklı ya da daha çok veya daha az ilaç alıyorlarsa endişelenmeyin. Unutmayınız ki her hastanın tedavisi bireyseldir.

Aşağıda en yaygın bağışıklığı baskılayıcı ilaçların genel bir özetini bulacaksınız. Bu bilgi, her ilacın tüm yönlerini kapsamaz ve daha başka sorularınız varsa doktorunuza ya da transplantasyon ekibinize danışmalısınız. Çoğu insanın verilen tüm yan etkileri yaşamadıklarını ve zaman içinde dozunuz azaltıldıkça daha az yan etki yaşayacağınızı unutmayınız. Bazı bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar yaşam boyu kullanılırken bazıları sadece red dönemlerini tedavi etmek amacıyla kullanılırlar.

Uzun Süreli Kullanılanlar
• Mycophenolate Mophetil (Cellcept)
• Prednisolone (deltacortril)
• Tacrolimus (Prograf)
• Siklosporin (Neoral)
• Sirolimus (Rapamune)
• Everolimus (Certican)

Kortikosteroidler (kortizon) organ reddini önlemek için ömür boyu kullanılabildiği gibi uygun hastalarda sorun olmadığında ameliyattan sonraki 6 ay içinde kesilebilirler. Kısa süreli ve yüksek dozlarda ise rejeksiyon tedavisinde kullanılırlar. Kortikosteroidler böbrek üstü bezlerinden doğal yollarla üretilir ve çoğu dokunun normal fonksiyonu için gereklidir. Vücut 24 saatlik bir ritim içinde kortikosteroid üretir; sabahın erken saatlerindeki en yüksek konsantrasyonu gün boyunca bir düşüş izler, işte bu nedenle, sabahları ilk olarak kortikosteroid ilaçlarınızı almanız gerekir; böylece vücudunuzun doğal ritmini yakalayabilirsiniz. Bazı hastalar kortizonu sabahları tek doz bazıları da sabah-akşam olmak üzere iki kere alabilirler. Kortikosteroidler genellikle takrolimus ile kullanılırlar.

Kortikosteroid dozunuz kilonuza, tıbbi durumunuza ve transplantasyondan beri geçen zamana göre hesaplanacaktır. Tabletleri öğünlerle birlikte alınız. Tabletleri, eğer günde bir kez alıyorsanız, sabahları kahvaltıda alınız.

Yan Etkileri
Kortikosteroidlerin kısa süreli yan etkileri aşağıdakileri içerir:
• Enfeksiyona karşı artan yatkınlık, yara iyileşmesinde bozulmalar
• Ateş ve enfeksiyonun diğer belirtilerini baskılama
• Kan şekerinin artması
• Mutluluk halinden ajitasyon ve konfüzyona kadar değişen ruh hali değişiklikleri.
• Bazı hallerde depresyon

Uzun dönemde kortikosteroidlerin yan etkileri, ihtiyaç duyulan toplam tedavi dozu ile ilişkili olma eğilimi gösterir.

Dozaja bağlı olarak kortikosteroidler, aşağıdakilere sebep olabilir:
• Vücut yağı dağılımında bir kayma
(Ensede yağlanma - şişkin yanaklar, kamburlaşmış sırt) • Kemik incelmesi ve zayıflaması, kas güçsüzlüğü
• Yüksek kan basıncına artan eğilim
• Deri kalınlığında azalma ve kolay berelenmeye yatkınlık
• Diyabet
• Gözde katarakt
• Aknede ya da yüz tüylerinin büyümesinde bir miktar artış
• İştah artışı ve sonucunda kilo alımı
• Gastrointestinal yan etkiler, ülser veya göğüs yanması.

Bu yan etkiler listesi oldukça korkutucu gözükse de, bugünlerde organ reddini engellemek için kullanılan düşük dozdaki kortikosteroidlerle bu kötü yan etkilerin geçmişe göre çok daha az görüldüğünü vurgulamak gerekir. Diğer bağışıklığı baskılayıcı ilaçlarla kıyaslandığında kortikosteroidler bazı avantajlara sahiptir: kemik iliğini baskılamazlar, diğer ilaçlarla kombinasyon içinde kullanılabilirler ve nakledilen organ üzerine doğrudan toksik etkileri yoktur.

Prograf (Takrolimus)
Takrolimus T-hücrelerinin işlevini bloke eder ve bunların karaciğerinize saldırarak zarar vermesini engeller. Takrolimus, genellikle kortikosteroidler ve bazen cellcept ile kombinasyon halinde oral olarak alınır; vücudunuzda dolaşan takrolimus konsantrasyonu bir kan testi ile ölçülür ve sonuçlara göre dozu ayarlanır, ilacınızın dozu giderek azalacaktır. Takrolimus aldığınız ilk birkaç ay boyunca sık sık kan testi olacaksınız; böylece ilacın etkisi kadar yan etkileri de izlenebilecektir.

Prograf (Takrolimus) Kullanımı (0.5, 1 Ve 5 Mg'lık Kapsüller)

Dozunuz kilonuza, kan düzeyinize, tıbbi durumunuza, laboratuar test sonuçları ve herhangi bir yan etkinin varlığına göre hesaplanacaktır. Günlük toplam miktar bölünmeli ve 12 saatlik aralarla iki doz halinde alınmalıdır. Kapsülü paketinden çıkarıp bol su ile hemen yutunuz. Kapsüller, öğünlerden bir saat önce veya iki-üç saat sonra alınmalıdır. Kontrol yapılacak ziyaret gününüzde kan örneğinizi verene kadar takrolimus almayınız. Yanınızda ilacınızı getirmeyi unutmayınız ki, kan testini yaptırır yaptırmaz içebilirsiniz.

Yan Etkileri
Takrolimusun yan etkileri şunlardır:
• Böbrek fonksiyonlarında bozukluk
• Yüksek tansiyon
• Uyku düzensizliği
• Bir miktar yükselmiş kan şekeri düzeyleri
• Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanma
• El titremesi (tremor)
• Baş ağrıları
Bu yan etkilerin çoğu takrolimusun dozu düşürülerek ortadan kaldırılabilir ya da azaltılabilir. Muhtemelen bu yan etkilerin hepsini birden ya da en azından çoğunu yaşamayacağınızı ve zamanla aldığınız doz düştükçe daha azının ortaya çıkacağını unutmayın.

Takrolimus sık kullanılan birçok ilaçla etkileşim gösterir. Herhangi bir yeni ilacı almadan önce her zaman doktorunuz ya da nakil ekibinizin onayınızı alınız. Bunlara eczanelerden reçetesiz olarak alabileceğiniz ilaçlar da dahildir. Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size, fetüsünüze ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.

Cellcept (Mycophenolate Mophetil)
Kemik iliği hücreleri cellcepte karşı çok duyarlıdırlar. Cellcept alan hastalarda kansızlık (anemi), trombosit sayılarında düşme ve kanama bozuklukları, en sıkta beyaz küre (lökosit) sayılarında düşme ve enfeksiyonlara eğilim görülür. Bu yüzden kararlı dozuna ulaşılana kadar doktorun sık sık kan hücrelerini sayması gereklidir.

Eğer kan hücre sayım düşükse, bir süre için bu ilacı almayı kesmek ve kemik iliğine toparlanması için zaman vermek zorunda kalabilirsiniz.
Bunlara ek olarak aşağıdakilere sebep olabilir:
• Karın ağrısı,
• Kusma,
• İshal,
• Mide bulantısı gibi sindirim sistemi sorunları,
• Ateş,
• Eklem ağrıları,
• Artan tümör riskleri (lenfoma).

Bu liste kaygılandırıcı görünse de, bu yan etkilerin sıklığının düşük olduğunu kaydetmek önemlidir.
Certican (Everolimus)

0.25 ve 0.75 mg olmak üzere 2 tablet formu mevcuttur. Takrolimus gibi T hücrelerini baskılayarak etki eder. Birlikte kombinasyonları güçlü bir immunsupresif etki sağlar. Kan lipid ve trigiliserit düzeylerinde yükselme, kemik iliği baskılanması, ciltte ve ağızda aftöz lezyonlar, böbrek fonksiyonlarını etkilemesi, enfeksiyonlar önemli yan etkileridir

İlaç Kontrol Listesi
Aşağıdaki kurallar bütün ilaçlara uygulanır:
• İlaçlarınızı her gün aynı zamanda alın.
• Daha iyi hissetseniz bile dozu hiç bir zaman kendi başınıza değiştirmeyin ya da kesmeyin.
• Eğer kazayla önerilenden fazla bir doz alırsanız, doktorunuza hemen bildirin.
• İlacınızın sadece sizin için olduğunu unutmayın.
• Etikette belirtilen son kullanma tarihinden sonra hiçbir ilacı kullanmayın. Kullanılmayan ilaçları transplant servisine geri götürün.
• İlacınızı alırken ortaya çıkan yeni ya da alışılmadık herhangi bir yan etkiden doktorunuzu ya da transplantasyon ekibini haberdar edin.
• Doktorunuzun izni olmadan reçetesiz satılan ilaçlardan almayın.
• İlaçlarınızı serin, kuru, ışık almayan ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın.
• Doktorunuz ya da eczacınız aksini söylemediği takdirde ilaçlarınızı buzdolabında saklamayınız.
• Hafta sonları veya uzun tatillere girmeden önce veya uzun seyahatlere giderken yanınızda yeteri kadar ilaç olduğundan emin olun.

NAKİL EKİBİNİZLE İLETİŞİM
Bu sizin ana sorumluluğunuzdur. Siz ve karaciğer dokunuz birbirine uyduğu anda tıbbi bakımın amacı herhangi bir diğer sağlıklı insanınkiyle aynı olur; hastalıkları engelleme ve ortaya çıkan sorunları başarıyla tedavi etme. Siz ve nakil ekibiniz ile diğer doktorlar arasındaki iletişim daima iyi olmanız için zorunludur. Size bakan bütün doktorların naklinizin, aldığınız ilaçların ve sağlıklı kalmak için almak zorunda olduğunuz önlemlerin bilincinde olduğundan emin olun. Tıbbi ayrıntılarınızın yanlışsız ve güncel kaydını tutun: kan basıncı, nabız, ilaçlarda veya dozajda değişiklik, küçük enfeksiyonlar ve tedavileri, her tür yeni belirti ya da yan etki mutlaka kaydedilmelidir. Vücudunuzu iyi tanıyın ve değişiklikleri doktorunuza söyleyiniz Tıbbi ayrıntılarınızın yanlışsız ve güncel kaydını tutun.